1 Mayıs 2007 : Euromayday Berlinde
saat 14′te // Lausitzer (Platz) Maydanında
Acılış konseri: „Bernadette La Hengst, Rhythm King And Her Friends“

Her şey kusursuz ve süper mi?
Sanki bir star olmayı amaç edinmişcesine, bir süper starın performansını sergilemek zorundayız; yani gerektiğinde olağan üstü çalışkan, candan, genellikle kreatif, yada fevkalade esnek ve fleksibl, hatta gerektiğinde olağan üstü ucuz olabilmeliyiz. Yaşam bu yüzüyle bizler için bir Casting-Showla kıyaslanabilecek kendini beğendirme yarışından farksız.

Kimin devam edip kimin başarısız olup yarışmayı bırakması gerektiğinin belirleme yetkisine toplumumuzun jürisini oluşturan “Dieter Bohlen“ler ve “Heidi Klum“lar sahipler. Öyleki bu kişiler personel ve insan kaynakları yöneticilerinden ekonomistlere, gazetelerin başyazarlarından üniversite rektörlerine, hakimlerden emniyet müdürlerine kadar toplumun tüm meslek gruplarının mesleki yarıştaki başarılarını belirleme yetkisini taşıyorlar. Çünkü onlar bize hergün, yaşamda şans elde etmenin yolunun, herşeyi sunabilmeye hazır olma koşulundan gectiğini empoze ediyorlar. Ve böylece bizlerde, bize sunulan öğretiye itaat edip üzerimize düşeni gerçekleştiriyoruz. Içimizdeki belkide elimizden gelen herşeyi yapmamış olabileceğimiz duygusunun vermiş olduğu vijdan azabı, bir süre sonra bizim “efendimiz”, bizlerde onun kölesi oluyoruz. Böylece bir farenin çarkın içinde koştuğu gibi bir kısır döngünün içinde koşturup duruyoruz. Işte bu noktada belirsiz bir yaşama adım atmış oluyoruz.

Genç dinamik fleksibl ve mutlu.
„Güvencesiz“ olarak maddi güvensizlikler içinde, yaşamda tutunabilme korkularını ve stresle çevrelenmiş bir yaşamı kastediyoruz. Ve bu „güvencesizliğin“ oranı her geçen gün büyümekte; marketin kasasında uzun süren mesailer, bilgisayar karşısında geçirilen uykusuz geceler, özel yaşamımızla iş yaşamımız arasındaki çizginin gitgide belirsizleşmesi. Ödemesiz stajlar, uygulamaya koyulan 1 Euro işleri, içinde boğulduğumuz binlerce finansal sıkıntılar ve darboğazlar ve buna benzer problemlerimizin hepsi işte bu bozulmanın uzantıları.
Nerede özgür zaman dağılımı, kişisel inisiyatif kendini gerçekleştirme olanağından bahsediliyorsa, orada iş telaşı, sömürü ve haksızlıkla karşılaşma olasılığı yüksektir.

Kapitalizm içinde „güvencesizlik“ kavramı iş kavramının kuşkusuz ayrılmaz bir parçası. Işgücünün sayesinde geçinmek zorunda olanlar güvensizlik ve belirsizlik içinde bir yaşamı göze almak zorundalar. Fakat en azından Almanyada ve dünyanin diger zengin ülkelerinde bu güvencesizlik durumunu uzun süre çok sıkı kurallara bağlanmış iş ilişkileri ve sosyal kuruluşlar aracılığıyla sağlanmaya çalışan belli sınırlamalar vardı. Bunlar her ne kadar irtica edenleri kapsamasada, çalışmak için almanyaya gelen yabancılar ve kadınlar için kısmen geçerliydi. Fakat alman vatandaşlığına sahip işçiler, memurlar ve akademisyenler en azından dipsiz bir kuyuya düşmekten ürkmesine gerek yoktu.
Bu artık değişti.

Güvencesiz perspektifler.
Sözkonusu bu güncel belirsizlikler sadece günden güne daha fazla insanın hissettiği bir yaşam hissi olmanın ötesinde, hepimizin kendini ona göre yönlendirmek zorunda olduğumuz hayatın yeni „normallik“ anlayışı haline geldi.? Ve dolayısıyla bu sadece bu durumdan fazlasıyla muzdarib olan kesim üzerinde baskı yaratmıyor, mesleki kariyerimizi kaybetme tehditinden duyduğumuz korku bizi her dakika hiç bir şekilde hukuki düzeyde düzenlenmemiş bir ortamda, yapabileceğimizin en iyisini sunmaya zorluyor. Bu gerçeğin tüyler ürpertici en güzel örneğini bir kaç yıl işsiz kaldıktan sonra „işe yaramaz“ sıfatıyla nitelendirilen işsizler grubu oluşturuyor.

Sosyal güvence yapının yıkılışı ve her dakika ikame edilebilme tehlikesi kendi içimizdeki rekabeti dahada kızıştırıyor. Işsizler çalışanlarla; işleri pamuk ipliğine bağlı memurlar, yetkin amirlerle; üstlerine günah keçisi damgası vurulmuş işsizler, onlardan daha iyi konumdaki diğer kesimle; iş yaşamı içindeki parlak kariyer düşkünü azınlık, bu durumdan yılmış toplumun çoğunluğuyla, kurnazca karşı karşıya getiriliyor ve birbirine karşı oynatılıyor. Avrupa dış sınırlarını modern yaşamın telleriyle çevreleyerek daha iyi bir yaşam arayışında olan irticacıların yolunu kesmeyi amaçlıyor. Eğer buna rağmen irtica etmeyi başarabiliyorlarsa da büyük işletmecilerin keyfiyetiyle hazırlanmış resmi geçerliliği olan evrakları olmadığı için sınır dışı ediliyorlar.
Yoksa alman ailelerin çocuk bakımı ve diğer evişleri günden güne azalıyormu? Şüphe yokki anne ve babanın daha önemli işleri olmalı; mesela kendilerini iş yaşamına adamak zorunda olmak gibi……..

Bizler oyuncak bebekler değiliz!
Küçük nüans farklarıyla da olsa bu güvencesizlik her yerde. Sadece şu nokta tüm açıklığıyla ortada ki: bu durum daha fazla bu şekilde gitmeyecek!
Bağlantısız ve lüzumsuz insanlar! Bu bir şaka olmalı, nasıl bir insan lüzumsuz ve gereksiz olabilir? Bizler artık bu yaşamın şöhretli starları değiliz. Buda gerekmiyor zaten. Bizler herbirimiz bu yaşamın ve günlük hayatın güvencesizliği risikosu, tehlikeleri ve belirsizliği içinde birer kahramanız: Güvencesizlik ve sosyal yardımların (Hartz-IV) devrinin kahramanları. Bir sihirbaz marifetiyle birden fazla işle, öğrenimle ve çocuk eğitimiyle başa çıkmaya çalışan kahramanlarız. Bizler elliyi geçmiş işsiz kahramanlarız. Bizler ortaokul mezunu eğitimsiz kahramanlarız. Bizler oturma izni olmayan, sınırdışı edilme tehditi altında olan kahramanlarız. Bu açıdan bizim düşünebileceğimizden çok daha fazla ortak noktamız var.

Yaşamını geri al…
Bu mayday çağrısı herkesi daha fazla yalnız kalmamaya, daha iyi bir yaşam için sokaklara çıkmaya davet ediyor. Yaptığın işle yaşamda kalabilmelisin- işin olmasada yaşamaya hakkın olabilmeli! Güncel yaşamın olağan olmuş rekabet savaşından sıyrılabilmek için, dayanışıyoruz, organize olup iletişim ağları oluşturuyoruz. Kendi kendini sömürme ve harcama çağrısına herkes için daha güzel bir yaşam, özgür eğitim talebiyle karşı çıkıyoruz! Nasyonalizmi ve Rasizmi uluslararası Mayday-Organizasyonumuzla reddediyoruz!

1 Mayısta toplumsal görünmezlikten sıyrılıp, uygunsuz taleblere karşı olan alternatif fikirlerimizi paylaşıyoruz. Esin ve hareket kaynağımız iki yıl önce Berlin Belediye Pasajının inşaatında ücreti konusunda aldatılan ve daha sonra aralarında organize olup, sözkonusu müteahhidi baskı altına alıp paralarını geri alabilen mültecilerin hikayesi. Ayrıca sadece gruplar halinde iş merkezine giden ve böylece başkalarına zarar vermek için kullanılan hakların önüne geçmeyi başaran, kendilerinin daha fazla küçültülmesine izin vermeyen işsizlerin kazandığı başarı diğer bir esin kaynağımızı oluşturuyor. Bunların dışında hamburgtaki kahraman kadının cesareti hakkında konuşacağız. Bu cesur kadın bir yıl önce, kişinin servetteki hakkı olan payını kimseye sormadan alabileceğini çalıştığı lüks mallar satan marketin mallarını dolaysız olarak pazarlıyarak gösterdi.

Güvencesizlik yerine dayanışma!
Önce Italyada olmak üzere Avrupanın heryerinde ivme kazanan belirsiz risikolu ve güvencesiz yaşama karşı oluşan hareket bir yıl önce Berline de ulaştı. 6000 den fazla kişi Neukölln ve Kreuzberg semtlerindeki ilk Mayday Yürüyüşünde iş yaşamındaki belirsizlik ve güvencesizliği protesto etti. Onlar bu protestonun şekillenmesine yaratıcı katılımlarıyla, 1 Mayıs`ın Berlinde de protestonun ve direnişin değişik şekilleriyle mümkün ve gerekli olduğunu gösterdiler. Bu Bağlamda bizim mesajımız şudur: Protestoya katılın, girişimlerde bulunun ve bu konuda düşünceler üretin!

1 Mayıs saat 14`te Lausitzer (Platz) Meydanında Kreuzbergte olun!

22 Nisan saat 19`da U-Bhf Schlesisches Tor`un yakınlarındaki Kato`da gerçekleşecek “Güvencesiz ve belirsiz çalışma ve yaşam şansmı yoksa kadermi? Yoksa kişisel bir tercihmi? Yada organize olup direnmelimi“-konusunu işleyen tartışma mitingine ve etkinliğine katılın!

>>> berlin.euromayday.org >>> Euromayday-Netzwerk